Sevgili Aki Kaurismäki'nin Kati'siyle çektiği yamulmuyorsam 9 filmden bir tanesi. Film baştan sona müzikli, konuşma yok, eski zaman filmleri gibi diyaloglar altyazı geçiyo, siyah beyaz, romandan devşirme hikayesi pektürkfilmizlerler için aşina: fakir kız, zengin adam, kandırıkçılık, pişmaniyet filan..Benim pek hazzettiğim bi yönetmen olunca filmdeki göndermelere tikkat kesildim, misal:

- Bi de ters Nazarin afişi var, bunu görmeyeni dövüyolar zaten. Afiş niye ters, ben onu bilemedim işte, onu bileydim iyiydi. (o son üsküdara giderkeni izlemez olaydım).
Başka da dikkatimi çeken bişe olmadı, zate bunları da kim olsa görür, öyle nihat beyan..Tırıvırı şeysinden öğrendiğimi de paylaşiym giderayak, (demişken Ankara Sanat Tiyatrosu giderayak güzel bi oyunmuş, izlemek ilazım). Filmdeki zengin adamı canlandıran Andre Wilms'in fince namına bişey bilmediğinden mütevellit sessiz çekilmiş film, kendisi Le Havre'da da oynadı, ya zaten AkiKa'nın sevdiğim bi yanı da, her filminde aşina yüzlere rastlama ihtimali. Öyle seviyo ki oyuncularını, belli, hiç ayırmamış yanından, figüranlar bile tanıdık. Başka bi zaman Le Havre'dan da bahsetmek dileğiyle- ki o da The Renegades'i tanıma vesilesi olmuştur- gelsin Matelot: